mehmet's profileHOŞGELDİNİZ (welcome)PhotosBlogListsMore Tools Help

HOŞGELDİNİZ (welcome)

mehmet tunabaş

Occupation
Location
Interests
''BİZ TÜRK MİLLETİYİZ'' Çözümsüzlük diye bir terim, Müslüman Türkün kitabında olmayan bir ifadedir. Sağlam bir inanç temeline dayanan yüce milletimiz, tarihin en karanlık dönemlerinde, en içinden çıkılmaz badirelerde bile zoru başarmıştır. Hedefe varmak için dağları yol etmiş, denizler aşmış, denizlerin bittiği yerde gemileri karadan yürütmüş, yüzlerce kilo ağırlığında top mermisini tek başına namluya sürmüş, birkaç saniye sonra öleceğini bile bile düşmanın üzerine atlayacak kadar ölüme susamış bir milletin evlatlarıyız. Ondandır ki bizim kitabımızda çözümsüzlük yoktur. Çarelerin bittiği sanıldığı bir anda ölürüz ama, yeniden doğarız. ''Biz Türk Milletiyiz.''
Tunalım(Deliormanlı)
  • Send a private message
  • Subscribe to RSS feed
  • Tell a friend
  • Add to My MSN
  • Add to Live.com
  • Add to your network
Photo 1 of 15
by 
July 02

EKONOMİ BTP İLE GÜÇLENECEK



IMF güdümlü politikalarla Türkiye’nin rekor oranda küçülerek resesyona girmesi üzerine açıklama yapan BTP Lideri, “Türkiye ancak Milli Ekonomi Modeli’yle düzlüğe çıkabilir” dedi
.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Türkiye ekonomisinin yılın ilk çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 13,8 oranında küçüldüğünü açıklaması üzerine bir değerlendirme yapan Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Türkiye’nin gidişatıyla ilgili önemli tespitlerde bulundu. Türkiye’yi böylesi rekor daralmalara mahkum eden anlayışların sorunlara asla çözüm bulamayacağına işaret eden BTP Genel Başkanı, “Türkiye bizim uygulayacağımız Milli Ekonomi Modeli’yle düzlüğe çıkabilir” diye konuştu. Prof. Dr. Baş, “Dünya istese de bize dönecek, istemese de bize dönecek. Biz bu işi çok iyi biliyoruz. Hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Altı ay içerisinde biz Türkiye’nin kaderini doruk noktaya çıkartırız ve dünyanın lider ülkesi yaparız” dedi.

BTP kadroları çözümü biliyor

BTP’nin güçlü kadrolarının Türkiye’nin tüm meselelerini çok iyi bildiğine dikkat çeken BTP Genel Başkanı, Milli Ekonomi Modeli’ni uygulayarak bu sorunların tamamını borçlanmadan çözmeye hazır olduklarını açıkladı. Prof. Dr. Baş şunları söyledi: “Ben ülkemin meselelerini çok iyi biliyorum. Ve ben bu problemleri çözmesini de biliyorum. Bu sorunları çözerken de herhangi bir ecnebi kaynağına kesinlikle müracaat etmeyeceğim. Çözümü bu milletin içinden milletle beraber ortaya koyan bir anlayışa ve fikre sahibim. Onun için bizim görüşümüz milletin görüşüdür, bizim anlayışımız milletin anlayışıdır. Bu yerli, tamamen millete ait bir görüştür bir yaşayıştır.”

Maaş almayan kalmayacak

BTP olarak tüketiciyi güçlendireceklerinin altını çizen Prof. Dr. Haydar Baş, Oğuz Kağan’ın “Yoksulluk suç olsun. Hiç bir Türk ilinde fakir insan olmasın” sözlerini hatırlatarak bu konudaki görüşlerini şu şekilde ortaya koydu: “İşte Milli Ekonominin temel kaynağı bu düşüncedir. Milli Ekonomi benim hayat birikimim ve tezimdir. Bu modelde herkes kendinden bir şeyler bulur. Bu model büyük Türk milletidir” dedi. Bu kitabı yazarken ilk başta sokaktaki hamalı düşündüğünü belirten Prof. Dr. Haydar Baş, “Fakiri–fukarayı, İşçiyi, memuru, emekliyi düşünerek yola çıktım. Buradan açıkça ilan ediyorum. Eğer sol davasında samimi ise onun yeri burasıdır. Eğer sağ da davasında samimi ise onun da yeri burasıdır. Ben bu işi yaparım. Bunda hiç kimsenin zerre kadar şüphesi olmasın. Nasip olursa vatandaşlık maaşı almayan bir tek vatandaş bırakmayacağız. Türk ekonomisi, sahip olduğu değerler itibariyle bizi kıyamete kadar bakabilir. AKP iktidara gelene kadar Türkiye bakire maden rezervlerine sahipti. Şimdi kaynaklarımız dış güçlere teslim ediliyor. Bizim modelimizde bu madenleri milletimizle ortaklaşa işleteceğiz.”

El ele verirsek kurtuluş mümkün

Milletin ve devletin sıkıntılarına son vermenin yine milletin elinde ve azminde olduğunun altını çizen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, “Türkiye, kabul etsek de etmesek de, bir noktaya geldi. Açılım istiyor. Bu açılım, Bağımsız Türkiye Partisi’nin dışındaki bir hareketle asla mümkün değildir. Türkiye’nin tek alternatifi var; o da BTP’dir, Milli Ekonomi Modeli’dir, Sosyal Devlet projelerimizdir. Gelin el ele verelim. Milletin ve devletin bu sıkıntısına son verelim bu sizin elinizde, milletimizin elinde ve azminde” dedi. TUNALIM(Deliormanlı)

BATI UŞAĞI MEDYA

 

Sanayi devrimi ile birlikte son iki asırdır İslam Dünyasının önüne geçen ve teknolojik ilerlemeler kaydeden Batılı güçler kitle iletişim araçlarınıda egemenliği altına almıştır.

 

Elit tabakanın ihtiyaçlarını entelektüel yazarlar ve fikir adamları karşılarken, medya gelişmeden önce insanlar azda olsa kitap, gazete karıştırırken görsel medyanın gelişmesiyle aklı gözünde olan avamı yönlendirmenin en güçlü aracı medya oldu.

 

Batı İslam dünyasına düşmandır ve onu kendisi için en büyük tehlike olarak görür. Bunun sebebi ise doğunun bütün medeniyetleri sindirilmesine, köleleştirilmesine rağmen İslam medeniyetinin bir türlü boyun eğmemiş olmasıdır. İslam Medeniyetini boyun eğdirmek için de medya silahını seçmişlerdir. Kitle iletişim araçlarını elinde bulunduranlar kendi kültürlerinin üreticisi ve pazarlayıcısıdırlar. Onların yerli taşeronlarıda onlara hizmet etmek zorundadır aksi takdirde onlara hayat hakkı tanınmayacaktır.

 

            Tarih boyunca yaşama iradesini en iyi şekilde ortaya koyan millet Türk Milleti olmuştur. Türk Milleti’nin bu kuvveti dini ve milli değerlerine olan bağlılığından zuhur ede gelmiştir. Bunun farkında olanlar 21.yy.’ ın milliyetler çağı olmasına bütün dünyada yükselen değerin milliyetçilik olmasına rağmen- her ne kadar global güçler tektip insan yaratmaya çalışsa da- bütün milletler milliyetini, hüviyetini koruma halkını milliyetçi yapma çabası içerisindedirler. Bunun en bariz örneğini izlediğiniz yabancı filmlerde görmek mümkündür. Bu filmlerin konusu ne olursa olsun fırsat bulunan her karesi milliyetçi motiflerle bezenmiştir. Ülkemizde ise pervasızca dine ve devlete, milliyete saldırılmaktadır. Duyguları dumura uğratılmış insanımızın bakış açısı değişti. Hemen hemen hiç kimse medyanın yayınlarında bir politika uygulayıp uygulamadığını hiçbir zaman düşünme ihtiyacı hissetmedi.

 

            Çoğu insan gazete, radyo ve televizyonda ne haber verilirse doğru zannediyor. Medya sayesinde kitlelere her şeyi inandırabilmek mümkün oldu. Çıkar çevreleri, politikacılar, hükümetler ve medyayı elinde bulunduranlar politik ve ekonomik menfaat sağlamaya yöneldiler. Medya bütün dünyada kamuoyunu yönlendiren, politik, ekonomik, stratejik çıkarlara hizmet eden bir robot haline gelmiştir. Objektif basın, tarafsız habercilik masalları… Laftan öteye gidememektedir. Medya kendi düşüncelerinin, kültürünün, ananesinin savunucusunun yanındadır. Onu savunur, onun reklâmını yapar, onu korur ve kollar. Altını çizerek belirtmek istiyorum ki kartel medyası dünyadaki batı yanlısı devletlerin ve hükümetlerin yanında yer almaktadır.

 

            İnsanımız dostunu düşmanını iyi tanımalıdır. Yapılan haberleri, mümtaz şahsiyetlere atılan iftiraları sorgulamalıdır. Kimin kendi safında, kimin işgal güçlerinin ve onların yerli silah arkadaşlarının yanında, kimin hahamın, papazın kucağında olduğunun farkına varıp kültürüne, örfüne, âdetine, milli ve manevi değerlerine sahip çıkmalıdır.

 

 

 

Burak Evci-TUNALIM(Deliormanlı)

June 20

SOSYAL DEVLET-MİLLİ DEVLET

 

Prof. Dr. Haydar Baş
"İktisat teorisi, istatistik, matematik ve enformasyonun gerçek sentezi olan çalışmasıyla Profesör Haydar Baş’a da bir Nobel ödülü gerekecektir. Bunda milli sistemi ve modeli mühim rol oynayacaktır."
Prof.Dr. Goulnur BALTONOVA
Kazan Devlet Üniversitesi
Yeni bir iktisadi model: Milli Ekonomi Modeli
Milli Ekonomi Modeli, insanın sınırlı ihtiyaçlarının sınırsız kaynaklardan karşılanması ilmi; ve yine ülkelerin gerektiğinde her türlü mal ve hizmeti üretebilme gücüne sahip olmasının yanı sıra iç ve dış harcamalarını borçlanmadan temin edebilmesinin formülüdür. Bu yönüyle Milli Ekonomi Modeli, ülkelerin ve milletlerin kalkınmasının ve ekonomik bağımsızlığının tek yoludur.

Sosyal Devlet Milli Devlet
Eseri okumak için : Milli Ekonomi Modeli tezini online olarak okumak için tıklayınız.
Akademisyenler : Tezi değerlendiren akademisyenlerin tebliğlerini okumak için tıklayınız.
Sosyal Devlet / Milli Devlet'in "vatandaşlık maaşı projesi" başta olmak üzere ve Sosyal Devlet projeleriyle bizim yapmak istediğimiz, "millet için devlet" anlayışının yeniden hayata geçirilmesidir.
Milli Devleti, diğer sistemlerle kıyaslanamayacak kadar farklı bir noktaya taşıyan, tezin gayesine ve merkezine insanın konulmasıdır. Bu tez, Türk medeniyetinin bütün insanlığa hediyesidir.
Sosyal Devlet Milli Devlet
Eseri okumak için : Sosyal Devlet Milli Devlet tezini online olarak okumak için tıklayınız.
Akademisyenler : Tezi değerlendiren akademisyenlerin tebliğlerini okumak için tıklayınız.
TUNALIM...(Deliormanlı)
June 14

YANLIŞ TEŞHİS, YANLIŞ SONUÇ!

 
 
Yıllardır ekonomik krizle boğuşan ülkemizde son gelinen nokta alış verişin yapılamayışı ve neticede de piyasaların tam manasıyla kilitlenmesi, siyasetçisinden üretenine, üreteninden tüketenine varıncaya kadar herkesi etkiledi…
Çare adına atılan adımlar da maalesef bir netice vermedi.
Atılan adımların netice vermemesi gidilen yolun ve uygulanan tedavinin başarısızlığından kaynaklanmaktadır.  Herkesçe malum ki; tedavinin başarısı  teşhisle direk alakalıdır.
Tedavi cevap vermediğine göre mutlaka teşhis sorgulanmalıdır.
İşin aslına bakarsak, bu krizin derinleşmesi Kemal Derviş’le alakalıdır.
Hafızlarınızı tazeleyerek konuya açıklık getirmeye çalışalım:
Kemal Derviş, 2001 yılında Dünya bankasında görevli iken o zamanın Başbakanı Bülent Ecevit tarafından Türkiye’ye davet edilip, ekonominin başına getirilmesiyle birlikte, olumlu havalar estirildi.
Sağıyla soluyla hemen herkes Dervişin ağzına bakıyor, her sözü adeta kanun hükmünde kabul görüyordu. Derviş, ülkemizdeki enflasyonun talep enflasyonu olduğu tespitini yapmış, hayat pahalılığının önlenmesi, ekonominin rayına binmesi için; enflasyonun aşağı çekilmesi gerektiğini, bunun için de  mutlaka, talebin daraltılması ve IMF ile çalışılmaya devam edilmesinin gerektiği, yönünde açıklamalar yapmıştı.

Bu açıklamanın arkasından  Prof. Dr. Haydar Baş; “Anlaşılan o ki bu derviş bizim değil Amerikanın dervişiymiş. Enflasyona getirdiği tanım asla doğru değildir. Türkiye deki enflasyon talep enflasyonu değil, maliyet enflasyonudur. Yani fiyatlara etki eden artış, talepten değil maliyettendir. Maliyete etki eden faktörler aşağı çekilirse, fiyatlar otomatikman düşecektir. Aksi taktirde siz enflasyona talep enflasyonu diye teşhis koyar, fiyatların düşmesi için, talebi kısarsanız, talep arzın altına düşer, piyasada durgunluk oluşur; raflar, vitrinler mal dolu olur, alıcı bulamazsınız, böylece fiyatlar belki düşer ama, alıcı bulunmayan bir piyasa da eninde sonunda batar.” Açıklamasında bulundu.

Evet talep kısıldıkça, piyasada dolaşan sıcak para azaldıkça, gerçekten fiyatlar düştü. Fiyatların düşmesine rağmen tüketicinin parası olmadığı için, alışveriş de kilitlendi.
Üreticiler; malını satmak, itibarını kurtarmak, çalışanına maaş vermek ve müessesesini ayakta tutmak için ürettiklerini yok pahasına  sattılar. Bu şekilde sadece ayakta durmak için yapılan alışverişten kâr edemeyince de kurumlar iflas etmeye başladılar.
Kimileri de iflas etmektense yerli yabancı demeden kurumlarını başkalarına sattı. Bu süreç böylece süregeldi.

Dün Dervişin politikalarını göye çıkarıp alkış tutanlar, yaptıklarını ne çabuk unutmuşlar ki şimdi de talebi canlandırmaya çalışıyorlar. Keşke talebi canlandırmayı bileseler gam yemeyeceğiz… Piyasanın kurtuluşunun ancak talebi canlandırmakla olacağını biliyorlar bilmesine de  talebi nasıl canlandıracaklarını bilmiyorlar.
Sözüm ona düşük faizli kredilerle, borçlarla, sanal kartlarla talebi canlandırmağa kalkışıyorlar. Yani para basmadan, emisyonu genişletmeden, talebi canlandırmak arzusundalar.

Beyler! Uygulanan ekonomi politikalarıyla, değil krize çare bulmak, krizi daha derinleştirmekten öte bir şey yapamazsınız. Gelin hem kendinize hem ülkemize ve hem de insanlığa bir iyilik edin. Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’ a gidin size bu sorunların üstesinden nasıl gelinir izah etsin de siz de eğer yüreğiniz varsa uygulayın!

U.Kepekçi-TUNALIM(Deliormanlı)
June 08

KRİZ VARSA ÇARE DE VAR MI ?

 

Küresel krizlere çare bulmak için herkes kendince çözümler üretmeye gayret etmektedirler. Samimi olduğu taktirde her türlü gayeti saygı ile karşılamak elbetteki hepimizin görevidir. Kriz, ülkemizde çok ciddi manada hissedilmekte, maalesef işsizlik ve beraberinde gelen sosyal problemler patlama noktasına gelmektedir. Bu tespitleri yaparken asla felaket tellallığı yapmak niyetinde değiliz. Çünkü bu topraklar hepimizindir…

Ekonomik krizlerin etkilerini en çok hisseden ve şu anda en çok canı yanan elbetteki üretim kesimidir. Çünkü uzun uğraşıların sonunda geldikleri seviyeyi kaybetmekle karşı karşıyalar. Birçok asırlık işletmeler bile ayakta durmakta zorlanmakta, küçüklü büyüklü işletmeler kapanmaktadır. Tabi ki bu sonuç millet olarak hepimizi etkilemekte ve derinden üzmektedir.

TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu başkanlığında, çeşitli sivil örgütlerinin, sendikaların, iş adamlarının ve medyanın desteğinde ekonominin içinde bulunduğu derin krizlere çare bulmak maksadıyla “Kriz varsa çare de var” seferberliği başlatılmıştır. Seferberlik denmesinden anlıyoruz ki; toplumun her kesimi bu projeye ortak edilmek istenmektedir. Alınan yeni kararlar, uygulanan taktikler, gelinen seviye, yeni sloganlar haftalık basın toplantılarıyla kamuoyuna duyurulmaktadır.

Birinci slogan; “eve kapanma sokağa çık”
İkinci slogan; “kimse işini kaybetmesin”
Üçüncü slogan; “güven ve istikrar”

Sloganların manalarına bakılırsa, bu kampanya sanki bir temenni niteliği taşımaktadır.
Keşke, eve kapanmak zorunda kalmasak da alış veriş için sürekli sokakta olsak!
Keşke kimse işini kaybetmese!
Keşke güven ve istikrar sağlansa!
Ama maalesef alışveriş yapmak için sokağa da çıkamıyoruz, herkes işini de kaybediyor, maalesef güven ve istikrar ortamı da sağlanamıyor…
Hepsinin sebebi; "cep delik, cepken delik…"
Çünkü tüketicinin cebinde para yok…
Piyasadaki bütün döngüyü sağlayacak para olmayınca da bu sloganlar temenniden öte bir şey ifade etmez!
Üzüldüğümüz nokta sadece durum tespitinden dolayı değildir elbette…
Çare adına atılmak istenen adımların çok ciddi manada ele alınması gerekirken, krizi daha derinleştirecek adımlar atılmaktadır. Atılan her adım en ince ayrıntılarına varıncaya kadar ele alınmazsa, başarısızlığı milletimizde güven bunalımına sebebiyet verecek ve umutların kaybolduğu toplumların tekrar ayağa kalması daha da zor olacaktır.

Ben bir vatandaşım ve madem bu sloganlar beni de kapsıyor. O zaman bu projeye destek verenler vatandaşın bu projeden ne anladığına ve nasıl yorumladığına bakmak zorundalar.
Kötü bir niyet beslemeden, ve ön yargıdan uzak olarak yola çıkıp bir değerlendirme yapalım.
Ekonomik sıkıntıyı aşmak için "eve kapanma sokağa çık" deniliyor..
Affedersiniz ama vatandaş diyor ki “hadımım”
Kampanyacılar; “kaç çocuğun var” diyor.
Vatandaş hayati ihtiyaçlarını bile karşılamak için borç sarmalında inim inim inliyor; kredi kartlarının limitleri dolmuş, borç faizlerinin ertelenmesi yada silinmesi için eylem yapan kart mağdurlarına; “herkes hesabını bilsin, gücünü aşan harcamalar yapmasın” deniliyor.
Kampanyacılar; “eve kapanma sokağa çık, harcama yap!” Diyor.
Hangi parayla?
Nakit zaten yok, kredi kartlarının limitleri zaten dolu…
O zamanda düşük faizli tüketici kredisi kullanmalıymış, mış..
Kullandık diyelim ne şartla ve ne zaman ödeyebileceğiz peki…
Ya sabır…

Bu kafayla ve bu sistemin devamıyla, değil siz, dünya birlik olsa kriz asla çözülmez. Bu sistemden vaz geçilmediği ve Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’ın tüketim eksenli, “Milli Ekonomi Modeli” kapsamında; vatandaşlık maaşı, yeterli ücret artışları v.s. yolarla (emisyonun genişletilmesiyle) piyasaya para pompalanmadığı taktirde, bir değil binler kampanya başlatsanız, başınızı taşlara vursanız, “kriz varsa çare de var” demeniz, laftan öteye gitmez.
Lafla  peynir gemisi de yürümez!...U.Kepekçi-TUNALIM(Deliormanlı)
 
Picase web albümleri
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
 M.KEMAL ATATÜRK DİYORKİ;Çocuklarımıza vereceğimiz öğrenimin sınırı ne olursa olsun onlara esas olarak şunları öğreteceğiz; Milletine, Türkiye Devleti’ne, TBMM’ne, düşman olanlarla mücadele; bu mücadelenin sebep ve vasıtaları ile donatılmayan bir millet için yaşama hakkı yoktur.”
Mar. 3
Jan. 28

Video

 
Esra Ozmen sev yeter damarrr
Yükleyen 0mafia0
 
Arabistan Elimizden Nasıl Çıktı -Part 2- www.faydanolsun.com @ Yahoo! Video
by 
by